geçer
Dedemin evinde kod yazarken arkaya muzik açayım dedim. Eskilerden olsun istedim. Geldi gene aklıma bab-ı esrar, açtım. Annem duydu damladı yamacıma, adam dedi ayh, annem verdi nefesini.. Bikaç damla gözyaşı akıttı, biraz meditasyon yaptı. Şükretti, gitti.
Ardından bu çıktı daldım koda, ezgisinin tadı kaldı kulağımda. Birkaç yüz satır, birkaç da toplantı sonra, dedi birşey aç tekrar dinle. Açtım dinledim, bir mana var gel, gör diyor. Gittim baktım:
ızdırabın sonu yok sanma , bu alemde geçer ,
ömr-i fani gibidir , gün de geçer , dem de geçer ,
gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer ,
devr-i şadi de geçer , gussa-i matem de geçer ,
gece gündüz yok olur , an-ı dem adem de geçer ,
Sanma ki ızdırabın sonu yok, bu âlem de geçer,
Fani bir ömür gibidir, gün de geçer, an da geçer,
Gam karar kılamaz, neşenin tebessümü de geçer,
Mutluluk devri de geçer, matemin hüznü de geçer,
Gece gündüz kaybolur, anlık nefes, insan da geçer.
bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi ,
çağlıyan göz yaşı mı , yoksa ki hicran seli mi ?
inleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi ?
çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun filimi ,
ney susar , mey dökülür , gulgule-i cem de geçer ,
Bu hayatın tecellisi aşk ile büktü belimi,
Akan gözyaşı mı bu, yoksa ayrılığın seli mi?
İnleyen kazanın sazı, kaderin bam teli mi?
Kaderin eliyle döner bu olayların çarkı mı?
Ney susar, şarap dökülür, Cem’in coşkusu da geçer.
ibret aldın , okudunsa şu yaman dünyadan ,
nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan .
niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan ,
önü yokdan , sonu boktan , bu kuru da'vadan
utanır gayret-i gufranla cehennem de geçer .
Eğer ibret aldıysan, okuduysan şu acı dünyadan,
Nefsini kurtarmaya bak, hırs ve tamah tuzağından.
Yaratılışın amacını bul, aşkın sonsuz kaynağından,
Başı yok bir hiçlikten gelir, sonu topraktır bu davadan,
Tanrı’nın affına güven, cehennem dahi geçer.
ne şeriat , ne tariykat , ne hakiykat , ne türe ,
süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
cahilin korku kokan defterini tanrı düre !
ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre ,
cennet iflas eder , efsane-i adem de geçer .
serseri neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne ,
girmemiştir bu avalim , bu bedyi' gözüne.
cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne.
pir olur sakiy-i gül çehre bakılmaz yüzüne ,
hak olur pir-i mugan , sohbet-i hemdem de geçer.
neyzen tevfik
Terimce
hande: gülme, gülüş
hürrem: neşeli
şadi: mutlu
gussa: boğaza takılan, gam, keder
dem: nefes, soluk, an, zaman
karar: değişmeyen, düzenli durum
tecelli: alın yazısı, belirme, görünme
hicran: ayrılık (acısı)
şuûn: işler, olaylar, durumlar
gulgule: gürültü, şamata
Anlaması zor kısımlar
inleyen saz-ı kazanın acaba bam teli mi ?
Kazan, hayat ve kaderin çalkantılı dönüşü, bam teli de acı bir ses, metaforik olarak ifade edilmiş, bu gelen acılı ses kaderin acı veren çalkantılı tınıları mı diye.
çevrilir dest-i kaderle bu şu'unun filimi ,
Dest-i kader, kaderin eli, şu'unun filimi de olayların eylemi, yine metaforik olarak kaderin kukla gibi olayları oynatışı, ipleri çevirişi
nefsini kurtara gör masyad-ı mafihadan .
Masyad sığınak, barınak demek. Mafiha da "fiha", onun içinde, ma ekiyle daha da genelleştirilmiş. Yani masyad-ı mafiha konfor alanı gibi birşey. Nefsini kurtara gör masyad-ı mafiha'dan, maddi hırslar, yanıltıcı güvenlik alanları ve geçici sığınaklardan kurtar diyor. Vay be.
niyyet-i hilkatı bul aşk-ı cihan aradan