güç
Eryamandaki öğrenci evlerinin birinde, kimi pastafaryan, kimi müslüman, kimi mühendis, kimi sosyolog, kimi edebiyatçı.. Hepsi de meraklı bir insan topluluğuyduk, birinin biryerden bulduğu rus vodkasını çayın üzerine damlatıp içtik ve sabahladık. Kelimelerin tanımlarının birbirimizde ne kadar farklı olduğunu farkettiğimiz şahane bir muhabbette, tanımını bulamadığım bir şeydi; güç.
O dedim bu dedim, hakimiyet dendi, teslimiyet dedim. Zeka dendi, zeki olmadan güçsüz de olamazsın dedim. Yıllar geçti, o tanım bu tanım derken, buldum.
"İçimden geleni yapabilmek, içimden gelmeyen bir şeyi yapmayabilmek, bir de içimden gelip, yapamayacaksam içimi yapmamaya ikna edebilmektir."
Baya uzun süre bu tanımda kaldım. Büyüdüm, değiştim, ama tanımım belki bi 5 sene değişmedi.
Bu tanımı yaptım ama bu tanımla ne kadar güçlü addettim kendimi, bilmiyorum. Bu tanıma göre nadiren güçlü olabildim. Değişti sonra tanımım, yediremedim heralde kendime :) Çevremdeki insanların tanımları da girdi bulandırdı suyumu. Halbuki ne kadar da öz, ne kadar da yetişkin bir tanımdaymışım.
Özgürlüktü insanların genelinin kaybetmekten en çok korktuğu şey, yada hayatları, yada eşleri, çocukları, sevapları, hakimiyetleri, sağlıkları. Şey'leri farklıydı, yaklaşımları tekti: korku. Korkuydu insanları güçsüzleştiren yegane şey; ve geldi tanım: Güç, cesarettir. Korkmak, ama yine de yapabilmektir güç. Buna göre çok daha güçlüydüm. Nadiren korkar, nadiren korku yüzünden yenilirim.
Nasıl da kurmuşum maysad-ı mafiha'mı (:
19. seanstı, "İşte bu çocuk, bu yetişkin ve bu da ebeveyn olan sensin." dedi terapist, o anda yetişkin olan bana. Ruhumda birkaç taş yerine oturdu. Rafta tozlanmış kadim bir kitabın üzerindeki toz rüzgara karışıp savruldu. Kış uykusunda gözler açılıp bir derin nefes alındı.
3 gün sonraydı. Youtube'da konuyu biraz daha anlamak, perçinlemek üzerine bi video izliyordum, şarap sigara balkon keyfinde tatlı tatlı. Derken adam şu cümleleri kurdu:
1:30 dakikada (duy bunu Özgü), adam yanlış örneklerle de olsa öyle bir şimşek çaktı ki, bilinçaltımın karanlığı bir anlığına alabildiğine aydınlandı.
Yapmak istediğim şeylerin içimdeki çocuktan köklendiğini söylüyor, o şeylere dur diyenin de içimdeki ebeveynin olduğunu. Bu ikisi aynı şeyi istediğinde yetişkin olursun diyor, bense kendimi güçlü hissettiğimi söylüyorum. İçimden gelen bir yapma isteğini ebeveyn sönümlemeye yada yapabilmeye başarıyla destek verebiliyorsa, hayatı kendime dürüst, öz ve güçlü hissederek yaşayabiliyorum.
Abi ne güzel bulmuşum ya zamanında..
Ben ne kadar bilge biriymişim..
O bilgeliği nasıl bulmuşum?
Ben o bilgeliği ne ara kaybettim?