klavye
Klavye aldım yeni. Çok sağolsun Ponçik Almanya'dan getirdi. Türkiye sınırlarından 1 hepsiburada kullanıcısı haricinde geçirilmesi legal yollardan imkansız bir cihazdı. Ben de Çin'den Almanya'ya sipariş verdim.
Bu yazı hem bir yazı hem de bir klavyeye alışmak için yazma denemesidir. Şuanda baya baya kötüyüm, senelerdir laptop klavyesinden başka birşey kullanmamış biri olarak bu klavye acayip yüksek geldi. Tuşlar çok hareket ediyor, çok ses çıkartıyor. İyi ki en sessizini almışım. Yoksa hiç çekilmez bir halde olacakmıştı.
Ve ilk paragrafın sonlanmasıyla daha bi keyif almaya başladım bu sesin varlığından fakat gene de hiç rahat değilim. Yani masa da sandalye de buna uygun değil, bileklerimin ve dirseklerimin yanlış kısımlarından destek alıyorum.
Laptopı biraz daha yükselttim, klavyeyi de biraz daha ileriye ittirdim. Bu şekilde çok daha güzel oldu. Malzeme kalitesi olarak çok hoşuma gitti. Çok tok bir hissiyatı var. Kod yazarken nasıl hissedeceğimi çok merak ediyorum.
Diğer klavyeye göre biraz daha enerjik hissettim bununla. Yani diğer klavyede ellerimin parmaklarımın daha az hareket etmesi yetiyordu. Bunda böyle parmaklarım sanki adım atmıyorlar da tuşların üzerinde zıp zıp zıplıyorlar gibi bir durum söz konusu. Bakalım bi hızlı yazma testi çözeyim kaç olacak skor. Eski klavyemden daha düşük olması gayet normal şimdiden söyleyeyim.

Dakikada 54 kelime fena değil fakat 3 yanlış kelime benim için baya kötü. Hele 1 dakikalık testte 16 kere yanlış tuşa basış çok sıkıntılı. Neyse bakalım zamanla bu klaveye acayip alışıcam ve esas diğer klavyeyle birşeyler yapmak daha zor bir hal alacak.
Evet geldik 5. paragrafa. Hala bol bol yazasım var, his olarak dediğim gibi baya keyifli. Türkçe halflerimin olmayışı can sıkıcı hala fakat orada alternatifi buldum. İstersem kendi harflerimi bile basabilecek düzeye geleceğim diye umuyorum. Bu arada aslında çok daha sessiz de yazabilirim ben bu klavyede hatta belki daha hızlı da olabilir çünkü aslında tuşlara sonuna kadar basmak zorunda değilim. Hmm bu paragrafı bu şekilde yazdım ve bu şekilde gayet sempatik de oldu bu yazın deneyimi. Tabi bunlar hiçbirşey ifade etmeye de bilir. İfade etsin etmesin benim umrumda hiç olmaya da bilir. Sonucunda artık nihayet bu blogumda bir okunma ihtiyacı bir görülme ihtiyacı duymuyorum. Yani daha doğrusu görülme ihtiyacımın aslında kendi hislerimi kendimin duymamasından kaynaklandığını nihayet keşfetmiş biri olarak bildiriyorum ki, birileri beni görmüş, duymuş, okumuş, etkilenmiş... bana yalnızca yanlış yolun doğru yol olduğu kandırmacasını daha içinden çıkılması çetrefilli halde hissettirir o kadar.
Videosunu falan çekip koyasım vardı. Koymıcam. Ses kaydına da üşendim. Zaten muhtemelen bu klavyenin de olduğu zibilyon tane fotoğraf da çekeceğim için önümüzdeki yıllarda şuanda özellikle çekmeye de pek gerek yok...
24 saat sonra..
Klavyeyle alışma sürecimiz baya iyi gidiyor. Yazma şeklimle ergonominin hiçbir kesişim noktası olmadığı halde. Hızlıca alışıyorum. Bu ergonomi eksikliğinden de sürekli evimi özlüyorum. Şuan büyükçekmece Tepecik'te dedemin evindeyim. Dedem ölüyor. Bense klavyemin ne kadar güzel olduğuna dair yazı yazıyorum.
Sanırım bilinçaltıma ittiremediğim şeylere karşı böyle bir başka şeylerle ilgilenmekten geçen savunma mekanizmam var. Bu evde bu masada çalıştığım kadar iyi çok az yerde çalışmışımdır heralde. İnsanın iyi şekilde çalışabilmesi için onu çalışma masasına çeken şeylerin yanında, normal yaşantısından iten şeylerin olması da tam benzer tınıda bir motivatörmüş meğerse.