stabil.
2 gün önce yağmurda bisiklet sürüp çıldırmalı bi etkinlik yaptık. Akşamına bir çiftin ve 10 yaşındaki oğullarının evlerine davetliydik. Mükemmel bi akşam yemeğiydi. Sonra başka bir çift ve oğulları da geldi. Gece 2'ydi eve döndük. Midemiz de ruhumuz da doymuştu. Oh ne güzel bi çevre oluşturduk diye diye.
Ertesi gün, yani dün, aynı ekip ve biraz daha fazlasıyla (+4, 12 kişiydik ve tabiki sofi) 8-9km bi trekking bir de mangal yaptık. Çocuklarla saklambaç, sofiyle kovalamaca oynayacak kadar keyifliydim. Mükemmel bi günbatımı izledik.
Güneşi beklemeye biraz erken oturmuşuz, grubun sabrı pek yetmedi günü tam batırmaya. Daha tam batmamış dağın arkasına saklanmıştı grup hareketlendi. Son bir şarkı dinleyeceğim siz başlayın size yetişirim dedim. Orda bi tek kaldım, hafif bi müzikle, içimde kocaman bi şükran duygusuyla.
Sonra fiti fiti eve yürüdük. Eve vardık ve çaat. Modum ve moralim o kadar net düştü ki bir anda. Balkona oturup, kitlenip bira & sigara. Biraz stabil ol be abi yükseği de düşüğü de bu kadar aşırı yaşama diye kendime öğütte bulunmaya geldiydim buraya da.
Ama işte böyle olmamın da bi sebebi var sonuçta (vardır yani, sebebi daha bana açık değil). O sebebi bulmaya yaklaşmak lazım, niye böylesin kalk kendini çöpe at diyip eleştireceğime.
Şuan trendeyim. İzmir'de çalışacağız bugün işten arkadaşlarla da.
Ya bu evde bi problem mi var cidden acaba. Sokak gürültüsüdür, evi beğenmeyişlerimdir, Neslinin evdeki varlığındaki beğenmeyişlerimdir, kendimin evdeki varlığını beğenmeyişlerim, yada ala ala bu evi alabilişimizdeki egosantrik hazmedemeyişlerim.
Şuan trendeyim. Bi 10dk uyur-beyin modda pencereden bakındıktan sonra lan benim kahvem vardı deyip açtım. Kulaklıklarımı taktım, maltfm'den bir playlist buldum.